8 Mart’ta çiçek vermek güzel bir jesttir; ancak gerçek değişim jestlerle değil, somut adımlarla başlar.

Her yıl benzer iyi niyet cümleleri kuruluyor.
Kadınların emeği övülüyor, fedakârlığı takdir ediliyor, sosyal medyada anlamlı mesajlar paylaşılıyor.
Fakat 9 Mart sabahı hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Eşitsizlik de öyle.

Demek ki bir yerde eksik bırakıyoruz.

Belki de artık sadece konuşma biçimimizi değil, rol dağılımını da değiştirmeliyiz.

Bu kez organizasyonu erkekler yapsın.
Salonları erkekler hazırlasın, program akışını erkekler planlasın.
Çünkü eşitlik yalnızca kadınların anlatmasıyla değil, erkeklerin sorumluluk üstlenmesiyle güçlenir.
Ancak kürsüye kadınlar çıksın.
Deneyimlerini, taleplerini, yaşadıklarını doğrudan kendileri anlatsın.

Çünkü kadın hakları, kadınların tek başına taşıyacağı bir mesele değildir. Toplumsal dönüşüm ancak birlikte mümkün olur.

Özellikle özel sektörde çalışan kadınları gerçekten dinleyelim.

Aynı işi yapıp daha düşük ücret alanları,
Yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmeyenleri,
“Ev sorumluluğu var” denilerek geri planda bırakılanları…

Kadınların iş gücüne katılım oranı, karar mekanizmalarındaki temsili ve ücret eşitliği konuları hâlâ çözüm bekliyor.
Bu tabloyu değiştirmek için iyi niyet mesajları yetmez; somut politika, uygulanabilir kararlar ve kararlılık gerekir.

İşte tam da bu yüzden 8 Mart’ı sembollerin ötesine özüne taşımalıyız.

Kadınlara o gün ücretsiz ulaşım sağlansın.
Kültür ve sanat etkinlikleri ücretsiz olsun.
Özel sektörde dahil çalışan kadınlara izin verilsin.

Ancak bu adımlar kadınların talebiyle değil, erkek yöneticilerin inisiyatifiyle hayata geçirilsin.
Çünkü eşitlik talep edildiği için değil, benimsendiği için kalıcı olur.

Kadınlar yıllardır anlatıyor.
Mücadele ediyor. Çözüm öneriyor.
Artık erkeklerin dinleme ve yük alma zamanı.

8 Mart bir kutlama günü değil; bir yüzleşme günüdür.
Bir empati günüdür.
Bir sorumluluk günüdür.

Bu yıl çiçek vermekle yetinmeyelim.
Gerçekten değişim başlatalım.
Çünkü eşitlik alkışla değil, atılan adımlarla gelir.

Hicran Karadoğan