Bazen bir köşe yazısı büyük cümlelerle değil, minicik bir çocuğun dili dönmeyen kelimesiyle

yazılır. Benimki de bugün böyle yazıldı.

“Ödelen” diye.20 aylık bir öğrencim var: Güneş.

Bana “öğretmenim” diyemiyor.

“Ödelen” diyor.

Ve itiraf edeyim, her “ödelen” deyişinde içimde bir yer eriyor.

Başlarda çok zorlandım. Zorlanmamın nedeni teknik değildi; kulaç öğretmek hiç değildi. En

büyük kaygım onu sudan soğutmamaktı. Çünkü 20 aylık bir çocuk için yüzme bir spor değil;

bir deneyimdir. Bir güven sınavıdır. Bir bağ kurma sürecidir.

Bu yaşta çocuklar için su, ya keşif alanıdır ya da tehdit. Arası yoktur.

Güneş’in ailesinin süreci bana bırakmaları işimi kolaylaştırdı. Annesinin suya girip yanında

olması, sabırla beklemesi, panik üretmemesi… Bunlar dışarıdan küçük görünen ama

gelişimsel olarak dev adımlar.

Güneş şanslı bir çocuk. Ama sadece ailesi peşinde pervane olduğu için değil.

Gelişimi için ilk spor olarak yüzmeyi seçme cesareti gösterdikleri için.

20 Ayda Yüzme: Sadece Spor Değil, Nörogelişim

20 aylık bir çocuk hâlâ bedenini keşfediyor. Denge, koordinasyon, mekânsal farkındalık…

Beyin o kadar hızlı bağlantı kuruyor ki her yeni deneyim sinaptik ağları güçlendiriyor.

Yüzme bu yaşta ne sağlar?

Vestibüler sistem gelişimi (denge merkezi)

Proprioseptif farkındalık (bedeni uzayda hissetme)

Çapraz hareketlerle iki beyin yarım küresinin birlikte çalışması

Duyusal bütünleme

Su, çocuğa hem direnç hem özgürlük sunar. Yer çekimi azalır ama kontrol ihtiyacı artar. İşte

tam burada öz düzenleme başlar.

Güneş suyun içinde bana dönüp,

“Ödelen beni dut.

” “Ödele ben dütmüyorum.

” dediğinde aslında şunu söylüyor:

“Kontrol alanım daraldı. Güvenimi tazele.

Bu cümleler sadece sevimli değil; psikolojik olarak çok anlamlı.

Erken çocuklukta spor, performans değildir. Bağlanmanın farklı bir formudur.

Ben onu tutarken aslında sadece bedenini desteklemiyorum; sinir sistemini regüle ediyorum.

Sakin ses tonum, göz teması, suyun içinde kontrollü temas… Bunların hepsi çocuğun

beynine şu mesajı verir: “Tehlike yok. Devam edebilirsin.

Bu güven tekrarlandıkça çocuk risk almaya başlar.

Elini bırakır.

Bir saniye daha dener.

Sonra iki saniye.

Ve özgüven böyle inşa edilir.

Akademik araştırmalar erken yaşta yüzme deneyimi yaşayan çocukların:

Motor koordinasyonunun daha güçlü olduğunu,

Problem çözme becerilerinin geliştiğini,

Sosyal uyumlarının arttığını,

Öz güvenlerinin erken yapılandığını gösteriyor.

Çünkü su; çocuğu hem sınar hem sarar. Su, sabrı öğretir. Su, nefesi öğretir. Su, beklemeyi

öğretir.

20 aylık bir çocuğun “ben dütmüyorum” demesi bile aslında bir öz farkındalıktır.

“Şu an

yapamıyorum” diyebilmek gelişimin ta kendisidir.Erken yaş yüzmede en büyük hata acele etmektir.

Bir çocuğu yüzdürmekten önce, onun kalbini suya alıştırmalısın.

Ve belki de eğitim tam olarak budur: Çocuğun diliyle suya girebilmek.

Her “ödelen beni dut” dediğinde içimde bir yer yumuşuyor.

Çünkü o an biliyorum ki gelişim sadece kulaçta değil; güvende, bağda ve cesarette oluyor.

Ve ben yine diyorum ki:

Erken yaşta yüzme bir spor tercihi değil, bir gelişim yatırımıdır.

Güneş büyüyecek.

Bir gün bana “öğretmenim” diyecek belki.

Ama ben en çok

“ödelen” olduğum günleri hatırlayacağım.