Sınıfa girersiniz. Tahtaya doğru yürürken o ritmik çene hareketini görürsünüz.
Ve refleks gibi çıkar ağzınızdan: “Çıkar onu.”
Biz öğretmenler için sakız; disiplinsizliktir, lakaytlıktır, ciddiyetsizliktir.
Peki ya bir gün biri size şunu söylese: “Hocam, aslında bu çocuk dikkatini toplamaya çalışıyor olabilir.” İşte ben o yazıyı okuduğumda tam olarak böyle duraksadım.
2002 yılında Cardiff University’de yapılan bir çalışmada sakız çiğnemenin kısa süreli hafıza üzerinde olumlu etkileri olduğu görüldü. Özellikle kelime hatırlama testlerinde sakız çiğneyen grubun performansı daha yüksekti.
2013’te yayımlanan başka bir araştırma ise, sakız çiğnemenin yaklaşık ilk 15-20 dakika boyunca dikkati artırabildiğini ortaya koydu. Bunun nedeni olarak da iki mekanizma gösteriliyor:
Beyne giden kan akışının artması, Uyanıklık seviyesinin yükselmesi Çene hareketi, beynin “uyanık kal” sistemini hafifçe aktive ediyor. Yani beden küçük bir ritimle meşgulken zihin daha sabit kalabiliyor.
Aslında bu durum, bazı öğrencilerin neden kalem çevirerek, ayağını sallayarak ya da küçük hareketlerle derse odaklanmaya çalıştığını da açıklıyor.
Ama Her Sakız Masum mu?
Burada durmamız gereken bir yer var.
Sakızın dikkati artırması, sınıfta balon patlatmayı bilimsel bir hakka dönüştürmüyor. Araştırmalar, sakızın sessiz ve dikkat dağıtmayan biçimde çiğnendiğinde fayda sağlayabileceğini söylüyor. Aşırı uyarıcı, şekerli ve gösterişli bir davranış hâline geldiğinde ise tam tersi etki yaratabiliyor. Yani mesele sakız değil, mesele düzen ve niyet.
Belki de Biz...
Belki de biz bazen davranışa bakıp, ihtiyacı kaçırıyoruz.
Her sakız çiğneyen öğrenci saygısız değildir.
Bazıları gerçekten odaklanmaya çalışıyor olabilir.
Özellikle dikkat süresi düşük olan, sınav kaygısı yaşayan ya da uzun süre sabit oturmakta zorlanan öğrencilerde küçük motor hareketlerin düzenleyici etkisi olduğu biliniyor.
Bu noktada aklıma şu geliyor:
Belki de yasaklamak yerine, “Nasıl ve ne zaman?” sorusunu sormalıyız.
Sınav sırasında sessizce çiğnemek?
Uzun süren etütlerde?
Şeker oranı düşük sakızlarla?
Disiplinle bilimi birbirine düşman etmeden bir denge kurmak mümkün olabilir.
Bir Öğretmenin İç Hesaplaşması
Ben yıllarca sakızı görünce refleksle attırdım.
Hâlâ da sınıfın estetiğini ve ciddiyetini önemsiyorum.
Ama artık şunu da biliyorum:
Eğer bir davranışın arkasında nörolojik bir gerçeklik varsa,
onu sadece “ayıp” diyerek kapatmak kolaycılık olabilir.
Belki bazı kurallar yeniden düşünülmeli.
Belki de biz öğretmenler olarak, disiplinle bilimi aynı masaya oturtmayı öğrenmeliyiz. Çünkü eğitim sadece bilgiyi aktarmak değil,
davranışın nedenini anlamaktır.
Ve bazen bir sakız,
bize sandığımızdan daha fazlasını öğretebilir.